Dini

Kuran-ı Kerim’de Geçen Dualar

Öncelikle şundan bahsetmek gerekiyor ki Kuran-ı Kerim’de geçen bütün sözler Allah’ın sözleridir. Bu sözler dört büyük melekten biri olan ve vazifesi sadece peygamberlere vahiy getirmek olan Cebrail aracılığı ile Peygamber Efendimiz’e iletilmiştir. Bu sözler Allah tarafından söylenir ve Cebrail Aleyhisselam tarafından Peygamberimize iletilirdi. Dualar ise kulların kendi ağızlarından çıkan sözlerdir. Bu sözler kalpten geçer ve dudaklardan dökülür. Örneğin “Allah’ım, anneme ve babama, akrabalarıma, tüm müslümanlara sağlık sıhhat ver, hastalık verme” gibi birkaç cümleyi ellerinizi açarak söylerseniz dua etmiş olursunuz. Fakat ellerinizi açıp bu duayı ettikten sonra bunun arkasından okuyacağınız bir Fatiha tamamiyle sûredir. Yani bu sözler Allah’a aittir. Bu noktada dua ve ayetin farkını anladığımıza göre farklı bir konuya da değinebiliriz. Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim içinde dua olarak okunabilecek olan bazı cümleler vardır. İşte bu yazımızda Kuran’da geçen bu duaları sizlere anlatacağız.

İbrahim Suresi 40.Ayet’te bir dua bulunmaktadır. Bu dua İbrahim Peygamber’in alemlerin Rabbi olan Allah’a ettiği bir duadır. Bu dua Kuran-ı Kerim içinde bizlere öğretilmiştir. İbrahim Peygamberin duasıdır. Bu duanın anlamı ise:

“Rabbim, beni ve zürriyetimi namazı ikame edenlerden kıl. Rabbimiz, duamı kabul buyur.”

Eğer sizde çoçuklarınızın Allah yolunda yaşayan gerçek birer müslüman olmasını istiyorsanız sıkça bu duayı edebilirsiniz. Burada geçen zürriyet kelimesi soy ve çocuklar anlamını taşır. Soyunuz ve çocuklarınız için hayrlı olanı, namazlarını kılanları görmek için bu duayı etmeniz oldukça faideli olacaktır.

Yine aynı sûre’nin devamında yani 41. Ayet’te İbrahim Peygamberin bir diğer duası daha bulunmaktadır. Bu duada ise kendinizi, ana ve babanızı ve tüm müslümanları duanıza ortak ederseniz. Bu duayı etmek oldukça güzeldir çünkü kendisi için hiçbir çıkart gözetmeden diğer müslümanlara dua eden kimse Allah’ın gözünde oldukça sevimli olacaktır. Bu duanın tam karşılığı ise şöyledir;

“Rabbimiz, hesap yapıldığı gün beni, annemi, babamı ve müminleri mağfiret et.”

Bakara Sûresi’nin 250. Ayet’inde geçmişte yaşanan bir olaya vurgu yapılmaktadır. Bu olay bir savaştır. Bu savaş esnasında Allah yolunda olan kimselerin yaptığı dua bize Allah tarafından iletilmiştir. Müminler Allah yolunda cihad edecekleri zaman bu duayı okuyarak kendilerine zırh edinebilirler. Bu dua ile Allah’tan zafer isteyip yardım talep edebilirler. Aşşağıda açıklamasını yazacağımız bu ayetin sadece bir kısmını vereceğiz. Ayetin başlangıç noktasında olayı yaşayan kişilerin bu sözleri söylediği yani bu duayı yaptığı Allah tarafından bize iletilmektedir. Bakara Suresi 250. Ayet’in bir kısmı şu şekildedir;

“Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı (düşman karşısında) sabit kıl ve kâfirler kavmine karşı bize yardım et.”

Müminler bir cihada çıkacakları ve kafirler ile savaşacakları zaman bu duayı etmelidir. Eğer ülke olarak bir savaşa girer isek pek çok hoca ve alim bu duayı mutlaka okumaktadır fakat halkımızın pek çoğu bundan habersizdir. Bu etkili ve güçlü bir duadır. Evlatları askere giden anneler eğer çocukları sıcak çatışma bölgelerinde ise bu duayı okuyarak çocukları için Allah’tan yardım talep edebilir.

 

Muminun Sûresi 97. Ayet ise biz müslümanlara şeytanın aldatmacalarından ve vesveslerinden kaçabilmek için bir kurtuluş sunmaktadır. Bu dua bize Allah tarafından öğretilmektedir. Dileyenler Arapçasını Kuran-ı Kerim’e bakarak okuyabilirler. Bu ayetin ve duanın Türkçe karşılığı ise şu şekildedir;

“Ve  “Şeytanların kışkırtmalarından (vesveselerinden) sana sığınırım.” de.”

Yüce Rabbimiz daraldığımız ve şeytan tarafından bunaltığımız dönemlerde bu duayı etmemizi bize öğütlüyor. Biz müslümanlar olarak bu duaya mutlaka dikkat etmeli ve sıkıştığımzı zamanlarda okumalıyız. Bize bunu öğreten ve tembihleyen alemlerin Rabbi olan Allah’tır.

Şeytan tarafından fazlaca rahatsız edilen müslüman için ise Allah bizlere bir dua daha öğretiyor. Bu biraz farklı olaylar ile ilgili olsada sorun yaşayan kimseler için etkili bir silahtır. Bu dua Muminun Suresinin 97. Ayetinin hemen akabinde 98. Ayette bizlere iletiliyor. İşte ayetin ve duanın Türkçe karşılığı tam olarak şu şekildedir;

“Ve Rabbim, (şeytanların) benim yanımda bulunmalarından sana sığınırım.”

Böylece tüm kötülüklerden ve şeytanlardan, onların yanımızda ve çevremizde bulunmasından alemlerin Rabbi olan Allah’a sığınmış oluyoruz. Şüphe yok ki Rabbimiz en büyüktür. Yarattıklarına müdahale edebilecek güçtedir.

Enbiya Sûresi 89. Ayet’te ise Hz. Zekeriya’nın yüce Rabbimize ettiği bir duadan bahsedilmektedir. Bu ulvi kişi Rabbimize bu duayı etmiştir ve Allah, Cebrail aleyhisselam ile Peygamberimiz (s.a.v.)’e bu duayı haber vermiştir. Bizlerde bu duayı yalnız kaldığımızı düşündüğümüz, sıkıldığımız ve bunaldığımız zamanlarda okuaybiliriz. Bu duanın tesiri çok büyüktür. Kuran-ı Kerim’de geçen bütün duaların kabulu büyük ihtimalle gerçekleşeceği için bu duaları yapmak oldukça bereketlidir. İşte Enbiya Sûresi’nin 89. Ayet’inin biz sizlere sadece son bir iki cümlesini söyleyeceğiz. Ayetin başında Hz. Zekeriya’nın bu duayı ettiğiyle ilgili bilgiler verilmektedir. Enbiya 89. Ayet’in bir kısmı ise şu şekildedir;

“Rabbim, beni tek başıma bırakma ve Sen, varislerin en hayırlısısın.”

Bir başka dua ise Furkan Suresi 74. Ayet’te bizlere haber verilmektedir. Bu duada cehenneme gitmemek ve Allah yolunda hayrlı bir mümin olmak için yapılan duadır diyebiliriz. Müminler bu duayı bu amaç ve niyet çerçevesinde okuyabilirler. İşte Furkan Suresi 74. Ayet’te geçen dua şu şekildedir:

“Rabbimiz cehennem azabını bizden uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı daimî helâk edicidir.”

Sıra geldi Hûd Sûresi 47. Ayet-i Kerim’e-ye. Bu ayette Hz. Nuh’un ettiği bir duadan bahsedilmektedir. Nuh aleyhisselam, alemlerin Rabbi olan Allah’a bu duayı etmiştir ve kendisinin izni olmaz ise helak olacağından korktuğunu belirtmiştir. Peygamber olmasına güvenip böbürlenmeyerek Allah’ın izni dışında hüsrana uğrayacağını belirtmiştir. Bu yüce Peygamberler böylesine Allah’a yakın iken böylesine ondan korkuyorlar. Peki biz ahir zaman müslümanları Rabbimizden korkmadan nasıl hala günah ve haram içinde yaşayabiliyoruz? Temizlenmek zamanı gelmemiş midir? İşte bu ayette Allah bize Hz. Nuh’un kendisine nasıl dua ettiğini haber veriyor. Akıllı müslümanlar olarak bu duanın gücünden faydalanmalı ve bizde bu duayı sürekli olarak söylemeliyiz, tekrar etmeliyiz. Duanın Türkçe karşılığı ise şu şekilde;

“Rabbim, muhakkak ki ben, onun hakkında benim bir ilmim (bilgim) olmayan şeyi senden istemekten Sana sığınırım. Ve Senin, beni mağfiret etmen ve Senin bana rahmet etmen olmazsa, ben hüsrana uğrayanlardan olurum.”

İşte tüm bu bilgiler ve dualar ışığında hayatımızı devam ettirmeli ve günlük yaşantımız içinde Rabbimize ettiğimiz dua ve yakarışlarda bu kutlu dualarada yer vermeliyiz. Belki günahkarlığımızdan ötürü kabul olmayacak olan dualarımız bu Kuran-ı Kerim’de geçen duaların yüzü suyu hürmetine kabul görebilir. Siz değerli okuyucularımıza son sözlerimizi söylemeden önce pek çok müslümanın aklını başına getiren bir ayeti kerimden bahsetmek istiyoruz. Yüce Allah biz insanların ne gibi işlerle meşgul olduğunu ve olacağını bildiğinden ötürü bize bir soru soruyor. Tekvir Suresi 26. Ayet: “Artık nereye gidiyorsunuz!” Yani; “bu gidiş nereye?”  Hayatımızı ve yaşantımızı yargılayıp tekrar ona göre kararlar almamız umuduyla,

Hasbinallah ve niemel vekil..

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı